(Source: jensensations, via fuckyeahsexanddrugs)

Ahmet KAYA Belgesel - Uçurtmam Tellere Takildi !

(Source: birblogsonra)

GODARD - MASCULIN FEMININ - LES FEMMES DU MONDE FRIGIDES

(Source: 1984foryou)

Sıkıntı büyük

Sıkıntı büyük





Just another day at the dildo factory.
Jobs that you forget actually exist.

the face of a broken man

Just another day at the dildo factory.

Jobs that you forget actually exist.

the face of a broken man

(Source: dirks-blog, via theskyeisthelimit)

Secret Hero Life - Pop icons

(Source: designitecture, via fabr0)

Klibin güzelliğinden şarkıya haksızlık etmekten korkuyorum.

Yeah Yeah Yeahs - Sacrilege

(Source: youtube.com)

Güneşsiz - Sans Soleil

Bilen bilir. Chris Marker filmleri öyle kolay kolay yenir yutulur cinsten değildir. Bu hafta ben de bu filmler arasında en az diğerleri kadar farkını ortaya koyan Güneşsiz filmini inceleyeceğim.

Not. Bu yazı eğer filmi izlemediyseniz kimsenin o ağzından düşürmediği ‘spoiler’ kelimesinin karşılığını bolca içerir.

Not.2 Bu ‘spoiler’lar filmi ilerde izlediğinizde anlam katmanlarına kolaylıkla inmenizi ve ufak ayrıntıları daha kolay farketmenizi sağlayacaktır.

Film hakkında konuşmaya başlamadan önce belki biraz Chris Marker’dan söz edebiliriz. Ne yazıkki kendisini kaybetmemizin üzerinden daha bir yıl bile geçmedi. Chris, film dünyasına adım atmadan önce 40larda yazar olarak geniş bir yelpazede yazılar yazıyordu. Bu çeşitler arasında en çok üzerinde çalıştığı ise ‘country guide book’ adıyla geçen bir ülkeye gidildiğinde gezilmesi/görülmesi/yemek yenmesi gereken yerler hakkında bilgiler içeren kitaplardı. Yazdığı kitaplarda resmi bilgiler ve en çok ziyaret edilen yerler yerine kendi hoşuna giden yerleri olabildiğince subjektif bir şekilde yazıyordu. Yani seyyahlığa daha o zamandan başlamıştı bile.

-Yönetmen hakkında minik bilgi: Dergilerde hiçbir zaman fotoğrafları çıkmamıştır, röportaj vermemiştir ve kendisinden fotoğraf isteyen gazetecilere kedi fotoğrafları göndermiştir.

Film dünyasına adım attıktan sonrasını hepimiz zaten biliyoruz. Sıradışı olmayı ilke edinmiş bir yönetmenin, zamanında grev yapan işçilerin eline kamera verip bu görüntüleri çekmelerini sağlamasına şaşırmamalı. Gelelim Güneşsiz filmimize. Film aslında zaman ve bellek kavramlarını ele alıyor. Bu Marker’ın üzerine gittiği yegane şey de denilebilir. Filmin kurgulamasında gösterilen her görüntü beraberinde kişisel anıları canlandırıyor ve film herkeste farklı bir etki yaratıyor. Ancak görüntülerin akışı ve bir anlatıcı eşliğinde ilerleyişi hem zaman hem de bellek kontrolünü ne kadar izleyiciye bırakmış gibi gözükse de, anlatıcının aralıksız konuşması bize kendi ilgimizi çeken şeye odaklanma hakkı tanımıyor ve kendi üzerinde konuştuğu imgeye bizi sabitliyor.

Filmin can alıcı noktalarından bir diğeri ise tamamen gündelik hayatı anlatıyor olması. Okunan mektuplar, kameraya bakan konular ve gösterilen insan manzaraları insanda ‘ezilenin yanındayım’ psikolojisi yaratmıyor bu da filmin gücünü belli ediyor.

Son olarak kendi ismini değiştirip Chris Marker adını alan yönetmen, filmde de kurgu ve mektup yazarı olarak Sandor Kresna adını alıyor ve kendini gizliyor.

Geçtiğimiz aylarda !f Bağımsız Film Festivali’nde tekrar izleme şansı bulduğum bu filmi izlemenizi, eğer izlediyseniz bu yazanları dikkate alarak Yeni Dalga yönetmenlerinden (bkz. Jean-Luc Godard, François Truffaut, Claude Chabrol) ve Left Bang ya da Rive Gauche olarak bilinen ve Yeni Dalga’nın devamı sayılan grubun yönetmenlerinden (bkz. Agnes Varda, Marguerite Duras, arada kalmış Chris Marker) filmler izleyip aralarında ince çizgiyi görmenizi dilerim. İyi geceler.

(Source: jeffrawr, via fabr0)